Gecenin köründe tekrar merhabalar,
Aşağıdaki video'yu izlemenizi şiddetle tavsiye ediyorum.. Fikrimi merak edenler olabilir diye söylüyorum : söylenilenlere %100 hak vermekte ve katılmaktayım... Denildiği gibi Türkiye gibi bir ülkede şu devirde sadece hayatta kalabilmek ve karnını doyurmak için bile bir insan dahi olması lazım. Ancak bir çok zekice şeyi o kadar içgüdüsel bir şekilde yapıyoruz ki o şeyler artık bize gayet normal, ve zaten olması gereken de buymuş gibi gelebiliyor.
Acaba gerçekten öyle mi değil mi diye anlayabilmek için hakikaten başka milletleri de yakından tanımak lazım.
Bu satıra geçtiyseniz, video'yu da izlediğinizi varsayıyorum ve sizinle bir anımı paylaşıyorum. Zamanında var olan ingilizce bilgimi geliştirmek ve köreltmemek adına yabancı memleketlerden internet üzerinden arkadaşlar edinmeye başlamıştım. Bir seferinde bir Avusturalya'lıya denk gelmiştim. Neyse muhabbet uzadı ve konu eğitim sistemine geldi. Özellikle benim yabancı memleketleri tanırken ilk dikkat ettiğim şeylerden biri eğitim sistemidir, sistemin öğrenciye ne kadar sahip çıktığıdır. Burdan yola çıkarak hükümetin halkının geleceğini ne kadar umursadığına kadar bir çok kanıya varabilirsiniz...
Neyse.. Eleman bana dedi ki; bizim ülkede üniversiteye gidersin, üniversiteler paralıdır ama okurken kuruş para vermezsin. Bunu devlet senin için karşılar. Ve sen ilerde mezun olduğunda, ne zaman yıllık gelirin 40.000AUD 'ının (yani yaklaşık 32bin amerikan doları) üstüne çıkarsa, devlet senden taksit taksit bu universite paralarını çekmeye başlıyor.
Bende elemana dedim ki; bu sistemi Türkiye'de uygulasalar devlet geri dönüş olarak kuruş para alamaz hiç bi öğrenciden :) Eleman şaşırdı.. Nassı yani ? ( how come ?) dedi :P
Bende cevap verdim : Bir türk bu sisteme dahil olup universiteden mezun olup işe girdiğinde, maaşı yıllık 40bin doların üstünde olsa bile, patronunu ayartır aralarında anlaşır ve o geliri yıllık 39bin dolar olarak gösterir ve o adamın maaşı hiç bir zaman 40bin olmaz ve hiç bir zaman da devlet ondan para talep edemez dedim :)
Bir anlık bir sessizlikten sonra eleman şok geçirdi ve kendisinin bunu nasıl düşünemediğini söyledi.. Ama artık iş işten geçmiş ve eleman çoktan tüm taksitleri ödemişti bile :)
Kendisi bunu nasıl düşünemedi ? Şöyle oluyor : ortada tıkır tıkır ve herkese adil olarak işleyen bir sistem var ve herkes halinden memnun ve kimse kafasını sistemi nasıl delerim diye kafa bile yormuyor. Hatta sistemi delmeyi akıllarından geçirdiklerinde bu sefer vicdan devreye giriyor. Çünkü devlet ona eksiksiz dört dörtlük bir hizmet sunmuş, okutmuş, iş sahibi etmiş... Ve insanlar haliyle orda aldıkları hizmetin parasını ödüyorlar ve bunda hiç bir gariplik göremiyorlar. Görülmez de.
Biz türk milleti olarak hep devletimizden şikayetçi olmuşuzdur. Devletin aldığı her parayı neredeyse haram etmişizdir. Çünkü hiç bilememişizdir verdiğimiz paralar nereye gidiyor ? Bir insan oturduğu bina için konut vergisi çevre vergisi çöp vergisi aydınlatma vergisi ödediği halde, aylardır sokağında lamba yanmıyor, çöpleri hergün toplanmıyorsa bu adam da kaçırabildiği yerden nasıl kaçırabilirim diye düşünmeye başlıyor. Biz devletlerimizi hiç sevmedik sanki, ama devletsiz de yapamıyoruz.. Çok enteresan :) Tarih boyunca kaç kez devlet yıkmışız,üstüne tekrar yenisini kurmuşuz.. Tıpkı "Ne senle, ne sensiz" modundayız :) Ama şunu da unutmamak lazım biraz klişe olacak ama "tek bir devlet yoktur ama tek bir vatan vardır". Diyip, devletimiz için yapmıyorsak vatanımız için yapmalıyız...
Bu yazı pek benim tarzım olmadı sanki, devlet siyaset sistemler felan.. ama yine de yorumlar siz kadirşinaz okuyucularıma açıktır... :D