Yurdum insanı, montaj degil, gercek !

by eMRe 23. Mart 2010 21:26

Yurdum insanından harika, net, açık sözlü bir pankart... Montaj değildir, çeken kişinin yansımasını camda görebilirsiniz :)

Etiketler: , , , ,

Dikkatimi Çekenler

Yönetim Tanımları...

by eMRe 19. Mart 2010 02:44

Ortada bir bebek vardır ve üretilmesi gerekiyordur... 

 

9 kadının, 1 bebeği 1 ayda doğurabileceğini söyleyen kişiye  PROJE MÜDÜRÜ denir. 

1 bebeğin, 18 ayda ancak doğacağını söyleyen kişiye  ÜRETİM MÜDÜRÜ denir. 

1 kadının, 1 ayda, 9 bebek doğurabileceğini söyleyen kişiye  PLANLAMA MÜDÜRÜ denir. 

1 bebeğin üretim şeklinin ille de yanlış olduğunu söyleyen kişiye  KALİTE KONTROL MÜDÜRÜ denir. 

Dünyada hiç kadın ve erkek kalmasa da o bebeğin kendini doğurabileceğini  söyleyen kişiye PAZARLAMA MÜDÜRÜ denir. 

1 kadından, 1 bebeği, 1 ayda doğurmasını bekleyen kişiye  GENEL MÜDÜR denir. 

9 bebeğin 1 ayda, 81 bebeğin ise 9 ayda doğabileceğini söyleyen kişiye  AR-GE MÜDÜRÜ denir. 

1 ayda, dokuz doğuran kişiye MEMUR denir! 

Etiketler: , , , , ,

Dikkatimi Çekenler

Dünyanın en zeki adamından ilginç tespitler...

by eMRe 16. Mart 2010 03:40

Gecenin köründe tekrar merhabalar,
Aşağıdaki video'yu izlemenizi şiddetle tavsiye ediyorum.. Fikrimi merak edenler olabilir diye söylüyorum : söylenilenlere %100 hak vermekte ve katılmaktayım... Denildiği gibi Türkiye gibi bir ülkede şu devirde sadece hayatta kalabilmek ve karnını doyurmak için bile bir insan dahi olması lazım. Ancak bir çok zekice şeyi o kadar içgüdüsel bir şekilde yapıyoruz ki o şeyler artık bize gayet normal, ve zaten olması gereken de buymuş gibi gelebiliyor. 

Acaba gerçekten öyle mi değil mi diye anlayabilmek için hakikaten başka milletleri de yakından tanımak lazım.

Bu satıra geçtiyseniz, video'yu da izlediğinizi varsayıyorum ve sizinle bir anımı paylaşıyorum. Zamanında var olan ingilizce bilgimi geliştirmek ve köreltmemek adına yabancı memleketlerden internet üzerinden arkadaşlar edinmeye başlamıştım. Bir seferinde bir Avusturalya'lıya denk gelmiştim. Neyse muhabbet uzadı ve konu eğitim sistemine geldi. Özellikle benim yabancı memleketleri tanırken ilk dikkat ettiğim şeylerden biri eğitim sistemidir, sistemin öğrenciye ne kadar sahip çıktığıdır. Burdan yola çıkarak hükümetin halkının geleceğini ne kadar umursadığına kadar bir çok kanıya varabilirsiniz...

Neyse.. Eleman bana dedi ki; bizim ülkede üniversiteye gidersin, üniversiteler paralıdır ama okurken kuruş para vermezsin. Bunu devlet senin için karşılar. Ve sen ilerde mezun olduğunda, ne zaman yıllık gelirin 40.000AUD 'ının (yani yaklaşık 32bin amerikan doları) üstüne çıkarsa, devlet senden taksit taksit bu universite paralarını çekmeye başlıyor.

Bende elemana dedim ki; bu sistemi Türkiye'de uygulasalar devlet geri dönüş olarak kuruş para alamaz hiç bi öğrenciden :) Eleman şaşırdı.. Nassı yani ? ( how come ?) dedi :P

Bende cevap verdim : Bir türk bu sisteme dahil olup universiteden mezun olup işe girdiğinde, maaşı yıllık 40bin doların üstünde olsa bile, patronunu ayartır aralarında anlaşır ve o geliri yıllık 39bin dolar olarak gösterir ve o adamın maaşı hiç bir zaman 40bin olmaz ve hiç bir zaman da devlet ondan para talep edemez dedim :)

Bir anlık bir sessizlikten sonra eleman şok geçirdi ve kendisinin bunu nasıl düşünemediğini söyledi.. Ama artık iş işten geçmiş ve eleman çoktan tüm taksitleri ödemişti bile :)

 

Kendisi bunu nasıl düşünemedi ? Şöyle oluyor : ortada tıkır tıkır ve herkese adil olarak işleyen bir sistem var ve herkes halinden memnun ve kimse kafasını sistemi nasıl delerim diye kafa bile yormuyor. Hatta sistemi delmeyi akıllarından geçirdiklerinde bu sefer vicdan devreye giriyor. Çünkü devlet ona eksiksiz dört dörtlük bir hizmet sunmuş, okutmuş, iş sahibi etmiş... Ve insanlar haliyle orda aldıkları hizmetin parasını ödüyorlar ve bunda hiç bir gariplik göremiyorlar. Görülmez de. 

Biz türk milleti olarak hep devletimizden şikayetçi olmuşuzdur. Devletin aldığı her parayı neredeyse haram etmişizdir. Çünkü hiç bilememişizdir verdiğimiz paralar nereye gidiyor ? Bir insan oturduğu bina için konut vergisi çevre vergisi çöp vergisi aydınlatma vergisi ödediği halde, aylardır sokağında lamba yanmıyor, çöpleri hergün toplanmıyorsa bu adam da kaçırabildiği yerden nasıl kaçırabilirim diye düşünmeye başlıyor. Biz devletlerimizi hiç sevmedik sanki, ama devletsiz de yapamıyoruz.. Çok enteresan :) Tarih boyunca kaç kez devlet yıkmışız,üstüne tekrar yenisini kurmuşuz.. Tıpkı "Ne senle, ne sensiz" modundayız :) Ama şunu da unutmamak lazım biraz klişe olacak ama "tek bir devlet yoktur ama tek bir vatan vardır". Diyip, devletimiz için yapmıyorsak vatanımız için yapmalıyız...

Bu yazı pek benim tarzım olmadı sanki, devlet siyaset sistemler felan.. ama yine de yorumlar siz kadirşinaz okuyucularıma açıktır... :D

Saat & Saat Dis...

by eMRe 15. Mart 2010 23:02

Bu blogda yalan yok dolan yok, blogumu takip edenler az çok biliyorlardır.. Beni sinirlendiren, çileden çıkaran şeyleri açık açık paylaşıyorum.. Ve kimse de yazdıklarımı yalanlayamaz, gelip buraya yorum yazarak kendilerini savunabilirler ona diyecek hiç bir lafım yok. Ama yalanyalamazlar.. Yazdıklarımın o kadar da arkasındayım..

Bu akşam ki hedefim Saat & Saat firması.. Kendilerine neden kızgınım ? Bunların şirket arabaları var.. Ve bir çalışan olarak bir firmanın logosunu taşıyan bir arabayı kullanıyorsan o firmayı temsil ettiğini unutmaman lazım.. Ben şimdi saat & saat firmasına ait bir arabanın kırmızı ışıkta geçtiğini, ve yolda giderken minibüs caddesi gibi kalabalık bir caddede camını açıp yolun ortasına seyir halindeyken balgam attığını görürsem benim o firmaya ne kadar itibarım kalır ?

İşte o araç...

 

Etiketler: , , , , ,

Dikkatimi Çekenler | Hayatın İçinden

Efsane bir araba ilanı !!!

by eMRe 8. Mart 2010 23:02

Bu araba ilanını sahibinden.com da gördüm. İlanın başlığı "SIFIR ( ÖLÜ) Gibi !".. Ve işte sahibinin ilan açıklaması :

Aracım 1977 model olup 1300 motor hacmine sahip bir yer uçağıdır (Benim gözümde). Model yılının 83 yazdığına bakmayın 83'ten aşağısını bilgisayar kabul etmedi. Onun için öyle yazmak zorunda kaldık.

ABS, KlİMA, AIRBAG, AÇILIR TAVAN, ALAŞIM JANT, NAVİGASYYON, YOL BİLGİSAYARI gibi özellikleri yoktur. Fakat, direksiyonu, sigara küllüğü, yaylı koltukları ve çakmaklığı vardır. Açılıp kapanabilen camları ve kapı kolları çalışır durumdadır.

Komple orıjınal olan aracımda aranırsa birkaç yerde lokal boya çıkabilir. Hatta iyicene didik didik edilirse komple boyalı olduğu ortaya çıkabilir. Yüzeysel boyaların yanısıra bir kaç küflü bölgeye de rastlanılmıştır.

Aracın rengi aslen eflatundur. Fabrika çıkışı ise koyu yeşil ile cırtlak mor arası bir şeydir. Bu boyalar zaten o dönemki renoların orijinal boyalarıydı. Bizim elimize geçtiğinde beyazdı. Biz de daha sonra kanunlara uygun olsun diye ruhsattaki yazan renk olan eflatuna boyattık. Fakat renk seçeneğinde aradım bulamadım. Ona yakın bir renk olan Mor seçeneğinin işaretlemek zorunda kaldık.

Çorum kaloriferini 1 yıl önce başka bir araca taktırdığımızdan dolayı şu anda kaloriferi yoktur. Fakat kışın yedek bir aküye bağlı olarak bir elektrikli battaniye iş görebilir. Veya 2.5 litrelik bir kola şişesine sıcak su doldurarak belinize koyabilirsiniz. İmkanlar olmayınca parlak fikirler artıyor haliyle.

Tüm bakımları yetkili serviste yapılmamış olup el yordamıyla eş-dost yardımıyla yapılmıştır. Aracın farları vardır. Fakat uzun ve kısa far diye bir şey olmadığı için geceleyin onunla uğraşmadan direk yola yoğunlaşabiliyorsunuz. Ayrıca farları kapalı konumdayken frene basarsanız fren lambalarının yanında farları da çalışmaktadır. Değişik bir özellik. Diğer arabalarda bulamazsınız.

Arabayı hiç kilitlemiyorum. Kimse de içine girmedi şimdiye kadar.Çünkü kilitlesem bile bir çaykaşığıyla açılıyor zaten. Bilenler bilir. Anahtar derdi yok. Kaput ve bağaj anahtarsız açılabiliyor. Bu özellik modelli arabaların çoğunda bile yok.

Ayrıca şöför mahalinin yanındaki kısımda ayak koyma yerinde yaklaşık 30 cm çapında bir delik vardır. Bu deliği örtmek için bir mukavva ve çuval kullandım. Yazın deliği açarak doğal klima olarak kullanmaktayım. Yakıtı da etkilemediği için gayet ekonomik.

Egzozu delindi. Baktım güzel ses çıkarıyor. Hiç ellemedim. Çalışınca havalı bir araba gibi ses çıkarıyor. Başkaları egzozdan ses çıkarmak için bir çok paralar harcıyor. Düdük falan taktırıyorlar. Ben bedavadan yapıyorum bunu.

Aracımdan gayet memnunum. Muhayyer bir araçtır. (O da ne demekse bir türlü çözemedim. Osmanlıca özlüğe bile baktım ama işin içinden çıkamadım.) Model yükselteceğimden dolayı satıyorum. Yoksa daha binerdim. 1979 model bir Renault 12 alacağım. bu modeller arası renaultlarla takas yapabilirim.

 

----------------------

Banada düşen bu vatandaşımızı ayakta alkışlamak...Cool

Etiketler: , , , , , , ,

Dikkatimi Çekenler | Hayatın İçinden

Son Yorumlar

Comment RSS