İzledim : Ejder Kapanı

by eMRe 2. Mart 2010 14:09

Geçenlerde sinemada izledim, ancak yeni yeni yazma fırsatı bulabildim. Son zamanlarda Ezel dizisini takip ettiğim ve Kenan İmirzalıoğlu'nun oyunculuğunu beğendiğim için gitme kararı almıştım. Anlıyacağınız Kenan hatrına gidildi bu filme :) Filmin çekim kalitesi, kullanılan yöntemler vesayire gayet başarılı, ancak ama ancak senaryo çürük :(

Yabancı filmlerle pek fazla ilgilenmeyen biriyseniz şayet senaryo size çok güzel gelebilir. Ancak benim daha önce izlemiş olduğum Al Pacino 'nun Righteous Kill filminin senaryosu ile Ejder Kapanı'nın senaryosu tıpatıp aynı diyebiliriz. Yani Ejder Kapanı'nı izlerken sürekli "ulan ben bu filmi bi yerde izledim sanki ama nerde?" dedim kendime sürekli. Sinemadan çıktıktan sonra aklıma nihayet geldi hangi film olduğu...

Eğer daha önce Al Pacino'nun o filmini izlemeseydim filmi beğenebilirdim.. Bir de bazı insanlar bu filme Kenan hatrına değil de Nejat Isler'in hatrına gitmişler, onlara da kötü haber : Nejat Isler filmde 2 bilemediniz 3 dakka görünüyor :) 

Etiketler: , , , , , , ,

İzledim

İzledim : Paranormal Activity

by eMRe 14. Şubat 2010 17:19

Sinemaya gidip izlemeye vakit bulamadığımdan dolayı evde izlemek zorunda kaldığım harika bir gerilim filmi.

Gerilim filmi izlemeyi seven insanlar, ya gerilmiyorlardır, ya da gerilmekten keyif alıyorlardır. Ben birinci gruba giriyorum. Bunun sebebi, " ben hiç birşeyden korkmam delikanlıya yakışmaz " değil, bu tip filmleri izlerken genelde bir sonraki sahnede ne çıkacağını kestirebildiğim, ve bu tip filmlerin kamera arkalarını iyi bildigim için çekilen sahnelerin çok fazla gerçekçi gelmemesidir. Ancak diyorum ve devam ediyorum...

Paranormal Activity filmi gerçekten bambaşka, film tamamen amatör bir kamerayla çekilmiş. Ve bu şekilde çekilmesi Paranormal Activity'yi çok daha gerçekçi kılıyor. Sinema eleştiri sitelerinde insanlar bu filmi yerden yere vurmuşlar, parama yazık oldu gibi laflar etmişler. Ancak bu insanlar bundan önce yine tek bir kamerayla çekilmiş olan Clover Field filmine de aynı yorumları yapmışlardır. Kimsenin zevkini yargılayacak durumda değilim. Herkes fikrini özgürce söylüyor, bende kendimi fikrimi söylüyorum; Paranormal Activity'yi muhakkak izleyin. Evde izleme imkanınız varsa evde izleyin, çünkü sinemada onca insanın arasında izlemek size aynı gerilimi hissettirmeyecektir. Filmde yaşanan olayların tümü bir evin içinde ve asıl can alıcı olaylar da yatak odasında geliştiği için bu filmi kendi odanızda bilgisayarınızda izlemenizde büyük fayda var.

Paranormal Activity filminin konusundan biraz bahsetmek isterim, filmi izlerken anlayabileceğiniz üzere, Katie adında bir kızımız var, ve 8 yaşından beri hangi eve taşınırsa taşınsın, uyurken evde garip sesler duyup uyanıyor, kabuslar görüyor, kendini kısaca kötü hissediyor. En sonunda dayanamıyor ve erkek arkadaşı Micah'yı evine davet ediyor ve onunla yaşayıp aynı şeyleri onunda tecrübe etmesini istiyor. Dolayısı ile erkek arkadaşı ses ve görüntü kayıt kapasitesi bir hayli yüksek bir kamera alıp Katie'nin evine gidiyor. Ve o andan itibaren ne yaparlarsa yapsınlar herşeyi kameraya kaydediyorlar, kamera kimi zaman Katie'nin elinde kimi zaman Micah'nın elinde kimi zaman da bir yere konulmuş ve ordan kayıt ediyor. Geceleri uyuyacakları zaman odayı tamamen görebilecek bir konumda kamerayı sabitliyorlar (posterde gördüğünüz üzere) ve o şekilde uyuyorlar.

Sabah olduğunda ise, gece acaba herhangi bir ses gelmiş mi ? ya da odada herhangi bir kıpırdanma olmuş mu diye kameranın görüntülerini izliyorlar. Kimi zaman gece uykuları hiç bölünmüyor, kimi zaman da öyle birşey oluyor ki yataktan fırlıyorlar.  Dikkat ederseniz, adam kesme,kafa koparma, bıçaklama, kan,dehşet, vahşet vs. hiç birinden bahsetmedim. Çünkü bu filmde yok. Olay o kadar iyi kurgulanmış, atmosfer o kadar iyi oluşturulmuş ki, bir kapının yavaş yavaş açılması bile sizi nasıl geriyor.

Daha fazla detay anlatmak istemiyorum, izleyip tecrübe etmeniz lazım. İşin diğer ilginç boyutu da bu olayın gerçek olması. Filmin başında da bu yüzden katkılarından dolayı San Diego polis departmanına teşekkürlerini sunuyorlar.

Aynı zaman da İtalya'da bu filmi sinemada izlerken felç geçirip yaşamı sona eren 14 yaşında bir kız var. Bu yüzden İtalya'da filmin gösterimi konusunda bir takım önlemler alma durumu var.

Yazımın başında dediğim gibi, gerilim filmleri beni çok germez, ancak Paranormal Activity  bir başka diyorum size. Paranormal Activity'yi izledikten sonra böyle boğazıma birşey düğümlenmiş gibi oldum. Üstümdeki gerilimi yarım saat atamadım.

Filmin posterinde de dediği gibi, "Dont see it alone" yalnız izlemeyin ! Yalnız izleyecekseniz de evde birileri olsun muhakkak :) Ve gündüz izleyin :) Ama yok bana hiç birşey olmaz, diyorsanız ışıkları kapatın, herkes yattıktan sonra kulağınıza kulaklığınızı takın ve öyle izleyin. Ancak uyarmadı demeyin !

Etiketler: , , , , , , ,

İzledim

İzledim : Cabaret ( Kabare ) Müzikal'i

by eMRe 9. Ocak 2010 12:45

Geçenlerde hatunun ingilizce öğretmenliği yaptığı dersaneden arkadaşlarıyla birlikte düzenlediği etkinliğin bir parçası olarak bu müzikali izlemiş bulundum. Bir şehir tiyatroları organizasyonu olan bu müzikal bugüne kadar genelde tv de izlediğim müzikallere göre çok değişikti :) Zaten adından da farklı olduğu anlaşılıyor :)

Oyuncuların çoğu gayet başarılı. Kostümler de fena değil :) İzlerken bol bol popo ve bacak görebileceğiniz enteresan bir müzikal, keske bileti teee balkon tarafından almasaymışız :P Cinsel içerikli bir oyun değil, dışarıdan o şekilde gözüküyor olabilir ancak almanların nazileri, ve onların yahudilere olan tavırlarını da inceden işleyen tererince bölüm var. Tiyatro salonunun aşırı sıcak olması, oyunun akşam saatlerinde başlaması, ve uzun sürmesi uyku getirecek faktörler arasında yer alıyor.

İş çıkışında gitmişseniz, o ortamda insan birden mayışı veriyor. İtiraf ediyorum arada bir esnediğim oldu. Ama bunun sebebi oyunun kötülüğü değil ortamın azizliği :)

Beğenmeseniz bile en azından gittim gördüm demeniz gereken bir oyun bence.

He bir de türkçe dilinin müzikallere pek yakışmadığını kişisel fikrim olarak buradan beyan etmek istiyorum. Ritme uydurmak için bulunmuş kelimeler felan şarkıları çok basitleştiriyor.

Görüşmek üzere..

 

 

 

Etiketler: , , , , , , , , , ,

İzledim

İzledim : Mad Men Sezon 1

by eMRe 14. Aralık 2009 10:00

Merhabalar yine blog'a yazmayı aksattım. Ancak bunun için haklı sebeplerim var :) Son zamanlarda işler biraz yoğunlaşınca eve gittiğimde kendimi istemsiz olarak bilgisayardan uzak tutma eğiliminde bulundum. Genelde iş yerinde çok yorulduğum zaman eve gittiğimde bilgisayar başına otursam bile yaptığım şey film/dizi izlemekten veya müzik dinlemekten başka birşey olmuyor. Bu yaptıklarımı TV ile yapabilcek teknolojiye sahip olsaydım, bilgisayarı hiç açmazdım bile bu gibi durumlarda.

Neyse konuya gelelim :) Mad Men dizisini daha önce duydunuz mu bilemiyorum. Ben 2-3 senedir ismini çok duyuyordum. Hatta e2 kanalında 1-2 bölümünü izlemiştim pazar akşamları yayınlanıyordu sanırım. Ve çok hoşuma gitmişti. İnternette hiç bi yerde bulamıyordum bu dizinin bölümlerini. Sonra neyseki meşhur bir torrent ağından 3 sezonunu birden buldum. Bilgisayarımı 7/24 açık bıraktım ve nihayetinde Mad Men'ime kavuştum. Son zamanlarda tüm boş vakitlerimde Mad Men izlemekteyim.

Diziyi tanımayanlar için biraz tanıtayım. Olaylar 1950'li yıllarda New York'ta reklamcılık sektörünü anlatıyor. Dizi daha çok Sterling Cooper adlı reklam firmasının binasının içinde geçiyor. Ekranda sürekli takım elbilseli adamlar, her 3dakkada bir sigara içme görüntüleri, ellerinde viski + sigaralarıyla ofislerinde çalışan toplantı yapan adamlar, ve her birinin çıtı pıtı sekreterlerini konu alıyor.

İş hayatında kadınların ve erkeklerin yaşadıkları, gözde olabilmek için neler yapılması gerektiği vs çok enteresan şeyleri konu alan bir dizi. İlk 1-2 bölüm belki sizi sıkabilir ama bu diziyi temin ederseniz bir şekilde, 3. bölümden sonra bağımlısı olabilirsiniz.

 

Bayan arkadaşlar bu diziyi çok severmi bilemiyorum ancak bayların seveceği kesin :) Çünkü gözlemlediğim kadarıyla 1950'li yıllarda kadın pek söz sahibi değil. Erkek ne derse o oluyor. Kadın sorgulayamıyor. Erkeği ne derse o dur. Sekreterler patronlarıyla yataga girebilmek için yarış içerisinde. Herkes halinden memnun. Hersey gizlilik çerçevesi içerisinde bozulmadan devam etmekte.

Adamımız işten çıkıp baska bir kadının yanına gidiyor. Gece saat 3gibi eve dönebiliyor. Karısı neredeydin diye bile sormuyor. aksine kocasına sarılıp çok çalışıyorsun çok yoruluyorsun gel buraya diyip sarılıp rahatlatmaya calısıyor erkeğini :)

Yorum yok :D

Etiketler: , , , , , , , ,

Hayatın İçinden | İzledim

İzledim : 2012

by eMRe 15. Kasım 2009 01:45

Az önce sinemadan geldim. Cumartesi günü olduğundan filme insanlar akın akın gidiyorlardı. Önce Kadıköy/Cinebonus'a gidelim dedik, arabayı bi güzel parkettik, ancak içeri girdiğimizde hiç bir seansa yer kalmadığını öğrendik. Kalmış 3-4 yer ama hepsi ayrı ayrı noktalar. Bize haliyle yanyana 2 koltuk gerekiyordu :) Haliyle kalktık ve Ataşehir Sinemasına gittik ve gayet güzel bir noktadan 2 koltuk bulduk. Film sandığımızdan da uzun sürüyormuş. 21:15 matinesine girip saat 00:00'a doğru çıkabildik.

Öncelikle şunu söylemek isterim, bu filmi asla evde, bilgisayarda felan izlemeyin. Direkt sinemada izleyin. Çok harika efektler var. Ancak ve ancak hikaye klişe. Aynı senaryoyu bugüne kadar defalarca izlemişsinizdir. Klasik bir "nuh'un gemisi" hikayesi. Tabi konu her ne kadar klişe olsa da, bunu en güzel şekilde sahnelendirmek büyük uğraş ve yatırım istiyor. Bundan daha iyisi olamaz derim.

Her ne kadar klişe bir senaryo olsa da, kurgu ve efektler harika, verilen sosyal mesajlar da cabası :)

Filmde, yanlış görmediysem Vatikan'daki o devasal kilisenin yıkılışı, Brezilya'daki o koca "Kurtarıcı İsa" heykelinin yıkılışı felan gösteriliyor. Hatta söylentiye göre, filmde "Kabe"'nin yıkılışı da yer alıyormuş (bazı sahnelerde müslümanların namaz kılışlarını ve kabe de gösteriliyordu). Ancak yapımcının aldığı sayısız ölüm ve fetva tehditinden sonra Kabe'nin yıkılış sahnesi filme dahil edilmemiş. Gibi bir söylenti de mevcut.

 

Bknz :

53 yaşındaki Emmerich, ‘2012’deki sahnelerin kesildiğini doğrulayarak, “Dünyanın yok olmasını tasvir ederken Kabe’nin de yıkılışını da göstermeyi istedim. Ancak ölüm tehdidi ile kelle koltuğumda yaşamak istemiyorum. Senaristlerden Herald Kloser, hakkımda fetva çıkabileceği uyarısında bulununca bu bu sahneleri çıkartmak zorunda kaldık. Ve haklıydı da. Batı dünyasındaki herkes bunu düşünmeli” diye konuştu.
Kaynak : 8Sutun.com

Etiketler: , , , , , , , ,

İzledim

Son Yorumlar

Comment RSS