Merhabalar, geçen gün araba ile ilgili koşturmaktan sizlere olup bitenlerden bahsedemedim. Evet vosvosla kuşadası seyahati arifesinde bir macera daha yaşamak zorunda kaldık 
Aracın kontağında bir gevşeme meydana gelmişti. En ufak bir çukurdan gecince yada ufacık bir sarsıntıda sanki anahtarla motoru kapatmışsınız gibi motor duruyordu. Dolayısı ile bi elim kontak anahtarında gitmek zorunda kalıyordum. Bu sorunu halletmek için ustaya götürdüm arabayı açtı baktı gevşemeyi gördü ve halletti. Herşey çok güzeldi. Ancak akşama doğru arabaya atladım ve sevgilimi evinden almak için yola çıktım. Yemek yiyecektik birlikte.
İstanbul Ataşehirden, bostancı köprüsüne doğru ilerliyorduk. Tam köprüye gelmeden önce burnumuza bir yanık kokusu geldi. Allah Allah diyoruz, camları açıyoruz acaba dışardan mı geliyor koku. Bildiğiniz plastik yanığı kokusu. Direksionun oraya kafamı uzattım ve kokladım, anladım ki sorun bizden kaynaklanıyor ve malesefki koku bizden geliyor. Hemen kenara çektim ve kontağı kapattım. Ustayı aradım ve kontak anahtarının orasının çok ısındığını arabadan yanık kokuları geldiğini söyledim. Tamam dedi bırak soğusun, sonra yeniden çalıştırır ufak ufak dinlendire dinlendire gidersin evine kadar yarın birlikte bakarız.
Neyse sevgilimle arabanın içinde muhabbet ediyoruz, muhabbet yerini daha sonra orta şekerli bir kavgaya ve kendisinin arabaya sitem edişine dönüştü. Derken 1 saat geçmiş oldu, soğuktan arabanın içinde burnumuz akmaya başladı. Dedik artık soğumuştur çünkü biz bile soğuduk :)
Arabayı çalıştırdık 200metre gittik ya da gitmedik birden içerisi bembeyaz duman oldu. Eywah dedik yanıyoruz
Orta şeritteydik hemen kontağı kapadım ve arabayı kenara çektim. Kontağı kapatınca direksionu kırınca direksion kilitlendi haliyle sonra tekrar anahtarı hafif çevirip direksionun kilidi açmak durumunda kaldım. Neyseki kazasız belasız kenara yanaştık. Camları açtık ve içerideki dumanı çıkarttık. Ama ikimizde şaşkınlık içindeyiz hiç bişe diyemiyoruz. Kal geldi :) Ve yine ustayı aradım durumdan bahsettim bu sefer de arabayı oracıkta bırakıp yarını beklemem gerektiğini söyledi.
Ertesi gün oldu sabahın köründe ustayla birlikte arabanın yanına gittik. Hadi dedi bin bakalım gidiyoruz sanayiye. Bi daha yanmasın ? dedim. Bakalım dedi yanarsa yine kapatırsın :) Peki dedim gidiyoruz. Sanayiye kadar gittik hiç bir sorun çıkarmadı. Daha sonra usta bütün ön paneli direksionu söktü teker teker tüm kablolara baktık. Yanan kablo yok! Bana sürekli soruyor, eminmisin beyaz duman çıktığından, eminmisin aşağıdan çıktığından, eminmisin onun yanık dumanı olduğundan. Yaw diyorum eveeeeeeeeeeeet ! Neyse bulamadı birşey ve birkaç gözüne sağlıksız görünen kabloyu değiştirdi. Sonra benim Üsküdarda bir işim vardı ve onu halletmeye arabayla gittim. Bahaneyle etüt etmiş olurdum. Yolda gidiyorum geliyorum. 30km yol yaptım. Banamısın demiyor hiç bir sorun yok. Daha sonra geri döndüğümde şirketten arkadaşlarla karşılaştım yemeğe gidiyorlardı. Onlara katıldım. Bende yemekler gelene kadar şu arabanın koltuğunu yerleştireyim biraz derliyeyim topluyayım istedim. Arabanın içinde tornavidalar felan vardı. Onları alıp bagaja koyacaktım. Bagaj kapağını açtım ki bir de ne göreyim orda bir kablo var ve kömür olmuş öyle feci yanmışki artık kablo kopmuş !
Üsküdara gider iken birşey olmamasının sebebi sanırım artık o arızalı yerde yanacak birşeyin kalmamış olmasıydı
Hemen ustaya geri götürdüm arabayı ve o kablonun frene basınca arkadaki fren lambalarının yanmasını sağlayan kablo olduğunu söyledi. Başka bir elektrikçinin yaptığı yanlış bir paralel çekme eğilimi yüzünden oraya çok yük bindiğini söyledi. Ve yandığını söyledi. Bagajda yanan birşeyin de dumanı ön konsoldan direkt içeri girermiş bunu öğrenmiş olduk.
Arabaya vosvosdan anlayan sağlam bir elektrikçi eli değmeliydi. Elektrikçiyi bulduk ve arabayı teslim ettim. Akşam varki geldiğimde herşey hallolmuş sorunlar giderilmişti çok şükür. Şuan araç gayet sağlıklı. Kuşadası yolculuğu öncesi bayağı bir moral çöküntüsü oldu ancak başka çare yok yine de gideceğiz artık otobus uçak bulmak imkansız zaten 1 haftadır bakınıyorduk alternatif bir ulaşım yolu ancak hiç bi yerde boş yer yok.
O yüzden vosvosla gitmek zorunda kaldık. Motordan yana bir sıkıntı çok şükür yok inşallah olmaz da, lastikler de değişti. Yağ değişti. Yedek kayış da aldım yanıma. Umarım başka bir sorun çıkmaz. 
Biraz stress dolu bir yolculuk olacak, kulak radyoda değil, motorda olacak şekilde gidecez malesef, eski arabayla yola çıkmak böyle birşey işte.
Ama bazen istanbulda yolun kenarında su kaynatmış Range Rover'lar Audi Q7'ler felan görüyorum. Yanlarından geçerken böyle gururlanıyorum :) Moralim yerine geliyor. 2009 yılının teknolojisiyle üretilen arabalar böyle yolda kalıyorsa, benim 5 ayda 1 kez yolda kalmam sorun edilmemeli.
Vosvos'la yolda kalınca millet dalga geçer, ama Q7 ile yolda kalınca kimse dalga gecmez, vah vah vah denir. E ben her halikarda yolda kalacaksam 200bin TL'yi neden ödüyorum ? Biri 4bin lira ödeyerek yolda kalıyor diğeri 200binlira ödeyerek yolda kalıyor.
2009 teknolojili araçlar o kadar sağlam değil kasten sağlam yapmadıkları kanısındayım. Artık milletin gözünü para bürüdüğü için, sağlam iş yapmak istemiyor, sürekli satabilmek için artık daha kısa ömürlü araçlar üretildiğinin kanısındayım.
Bilmem sizler ne düşünüyorsunuz ?